Ben de Film Çekebilir miyim?
Ankara’da gerçekleşen FİYAB Sinema Yazarlığı Uygulayım öğrencisi Yasin Yılmaz’ın yazıp yönettiği kısa film festivallerinde yarışan filmi “Tanrı Takıntısı” hakkında konuştuk.
Bir psikolog olarak sinema dünyası senin için ne anlam ifade eder? Film çekmeye nasıl karar verdin?
Psikolog gözüyle sinemaya yaklaşımım filmi çekerken karakter derinliğine, güdüsüne, onun davranış biçimini ele alış biçimim sadece büyük resimde hikayeyi göstermek değil aynı zamanda insan doğasına dair bir gözlemi gösterebilmektir. Aslına bakarsan film çekmem psikolog olmamdan önceye dayanıyor lise öğrencisiyken başladı. O dönem izlediğim filmlerle “Bir Zamanlar Anadolu” filmi “İnception Dark Night”… Bu filmleri izlerken acaba ben de film çekebilir miyim diye düşünmeye başladım. Aslında bu düşüncelerle ilk çekmeye değil fikirlerimi yazmaya başladım.
“Tanrı Takıntısı” filminde geçen bir alıntı “Seni senden daha iyi tanıyorum, analizlerime güven.” Beni yapay zeka, onaylanma istenci, insanın varoluşu gereği özgür iradeye sahip olması, kimlik arayışı kavramları üzerine düşündürdü. Seni bu fikirle buluşturan şey ne oldu?
Sinematik olarak geniş distopik (karakurgu) evrenlerde daraltılmış minimal insan hayatına odaklanmak istiyordum bu benim ana kaygım, sinemada yapmak istediğim şey. Bu yolda ilerlerken ileri teknolojinin insan dünyasına etkisini en etkileyici gösteren “Black Mirror’ın” ve favori filmim “Her” ilham verdi. İnsan hayatını etkileyen bir uygulama olsaydı nasıl olurdu bakış açısı ilgimi çekti. Yaşadığımız çağda somut bir örnek olarak sosyal medya bağımlılığı var bu bağımlılığın ileri boyutu hayatımıza nasıl etki ederdi? Diye düşünmeye başladım.
Filmin yapım ve çekim aşamasında nelerle karşılaştınız?
Filmi iki farklı mekanda çekildi ve zaman olarak kısıtlı zamanımız olduğu için bir günde çekmemiz gerekiyordu, mekanlardan biri Pursaklar’da bir hobi bahçesiydi, konum olarak şehrin merkezine epey uzak. Diğer ikinci mekansa Kızılay’daydı, bir gün içinde birbirine konum olarak uzak iki ayrı yetişmek zor oldu. Bir de çekimlerde kullandığımız dolgu ışık hiçbir şekilde etki etmiyordu seçtiğimiz kapalı mekanlarda. Bütün film doğal ışıklarla çekildi hiç yapay ışık yok. Çok hızlı hareket ettiğimiz için görüntüleri kontrol edemedik.
“Tanrı Takıntısı” ulusal ve uluslararası kısa film festivallerinde yarıştı. Bu süreçte nelerle karşılaştın geri dönüşler seni nasıl etkiledi?
Ben, 87 festivale başvuru yaptım, dokuz kabul aldım. Özgün seçki olarak 53 red 19 bekleme 9 kabulun içinde Türkiye yok. İngiltere’de yarıştık 10.olduk. Türkiye’de reddedilen filmlere geri dönüt alamadık geri dönüt yapan festivaller İngiltere merkezli oldu genelde.
Şu an üzerinde çalıştığın bir film projesi var mı?
Evet, senaryosu tamamlandı şu an bütçe arıyor diyebilirim. Nisan’da çekimlere başlatmayı planlıyoruz. Bütçe beklediğimiz gibi olursa yapım kalitesi artacak.
Gelecekte düşündüğün film projelerinde potansiyel olarak hangi çatışma ve mücadeleyi göreceğiz?
Uzak gelecekte insan merkezli çok uzak bir gelecek değil 4-5 yıllık ilerlemeyi öngördüğüm kara kurgu evrenlerde insan merkezli minimal durum hikayelerine odaklanmayı düşünüyorum. Geleceğe dair öngörü yapmak istiyorum. Öngörülerimin çıkıp çıkmayacağını merak ediyorum.
Sence bundan sonraki filmlerde yapay zekayı çok sık konuşacağız senaryo fikri olarak yapay zeka başrolünü koruyacak mı?
Benim filmlerimde çok yer kaplayacağını düşünmüyorum. Ben Tanrı Takıntısını çektiğimde henüz yapay zeka film yapamıyordu. Arada geçen zamana bakınca sinema dünyasında geniş yer yer kaplayacağı görünüyor.
Söyleşimizin sonlarına doğru felsefe yaparak bitirmek istiyorum. Bir insan neden film çeker? Neden film çekmek ister? Ne olur da biz o sürece giriyoruz ve buna karar veriyoruz?
Düşündüğümde insan niye resim yapar, neden heykel yapar gibi bir soru aslında. İlk insana gidersek duvar resmi karşımıza çıkar ilk insan tabi günümüzdeki insana göre daha sığ. Ön plana çıkma kaygısı her zaman var bir de böyle şeyler her zaman bulaşıcıdır. Ben de ilk izlediğimde 2008 “Kara Şövalye”yi izlediğimde çok beğenmiştim. 2007 Nuri Bilge Ceylan’ın filmini izlediğimde çok çok beğenmiştim. “Inception” filmi vizyona girdiğimde böyle bir yapıt nasıl çekilir diye araştırmaya başlamıştım. Yani yetenekle alakalı tabi ilk kısa film deneyiminde kendimi yapabilirlik konusunda denemiş oldum.